Güncel Erotik Hikayeler

eşim mapusta ben sikişte

By on Eylül 9, 2018 in 2017 Güncel Hikayeler with 0 Yorum

Selamlar ben elif sexi sınırsız yaşamayı seven biriyim beni doyurabilicekler arasın lütfen!
NUMARAM: 0035 351 57 32

Kocam mapus damına gireli yedi ay oluyordu. Tek evladının adam
öldürmekten yirmi yıla mahkum olmasına dayanamayan kaynanama inme
indikten sonra üç ay içinde eriyip muma dönmüş, hasta döşeğinde sesi
çıkmaz dizi tutmaz bir durumda neredeyse bütün gün dünyadan bihaber
yatıp uyumaktaydı. Ben yirmi yaşında yarı dul kaldığıma mı yanayım,
yoksa tıpkı benim gibi yarı dul kalmış olan kayınbabamı mı teselli
edeyim bilemiyordum. Kaynata gelin iki göz evde başbaşa kalmış elimizden
geldiği kadar bütün işleri paylaşmaya çalışıyorduk. Aslında kayınbabam
da henüz genç sayılırdı ki önümüzdeki haziranda kırk iki yaşını
dolduracaktı. Evleneli İki yıl olmasına rağmen kocam katil olup mapusa
girene kadarki kısa süreli ilişkimizde karnıma döl yüklenememiş, bu
sıkıntılı yanlızlığımda bir bebekle avunabilmenin mutluluğundan da
mahrum kalmıştı. Ali´nin elini kana bulaması da biraz bu sebepten oldu
aslında. Kocamla birbirlerini çocukluklarından beri hiç sevmeyen, aynı
sıralarda evlendiğimiz Hacıgillerin Ahmet, köy kahvesinde Ali`yi bu
konuda alaya alıp kendisinin karısını ikinci defa şişirdiğini, bunu
becerebilmenin bir erkeklik hüneri olduğunu söyleyince Ali; ´´ Bebelerin
senden olduğu ne malum lan kavat!.“ diyerek sertçe karsiIik vermis.
Ahmet daha ileri giderek; ´´Senin bi bok becereceğin yok. Karını gönder
de sevabına onu da sisireyim. Gözleri benim gibi maviş bebeyi kucağına
aldığın zaman anlarsın kimdenmiş“ diye karşılık vererek, iyice tozu
dumana katmış. Öfkeden deli danalar gibi gözleri dönen Ali, bi koşu eve
gelip kaptığı çifteyle geri dönerek, Ahmeti köy meydanında yere
sermişti. Neyseki, ağır yaralanan Ahmet kılpayı ölümden kurtuldu. Ali bu
olaydan sonra ağır tahrik altında suç işlediği gözönüne alınıp üç yıl
hapse mahkum oldu. Ancak benim deli kocam mapusta da rahat durmadı.
Cezaevi koğuşunda çıkan kavga sırasında işlenen bir cinayete karışınca
onsekiz sene de o olaydan ceza yedi. Eh! bu durumda bizim kavuşmamız da
yirmi yıl sonrasına kalmış oluyordu. Yani, ölme eşeğim ölme!..
Akşam vakti ocağa koyduğum yemeği hazır edip sofrayı hazırladım.
Çorbasını içirdiğim kaynanam, daha biz sofraya oturmadan hiç kalkamadığı
döşeğinde derin uykusuna dalmıştı. Oğlundan bile gençmiş gibi duran
kayınbabam tarladan henüz dönmüş, ibrikten döktüğüm suyla elini yüzünü
yıkıyordu. Sıvamış olduğu gömleğinin kollarından taşan şişkin pazuları
sahip olduğu erkek gücünü gözler önüne seriyor, vücudundan gelen erkek
kokusu bana kocamı hatırlatırken, evde bir erkeğin varlığının verdiği
güven kendimi iyi hissetmemi sağlıyordu. Yıkanması bitip kurulanması
için havluyu uzattığımda, kayınbabam yorgun yüzünde oluşan muzip bir
ifadeyle; ´´ Kınalı gelinim her yanım tutulmuş, bu akşam da şöyle bir
ovarsın de mi?“ deyince ben; ´´Tabi baba ovarım nolcak.“ diye cevap
verdim. Son günlerde ikimizden başka canlı kalmamış gibi duran bu evde
kaynatamIa daha bir yakınlaşmıştık. Doğrusu kocamla ayrı düştüğümüzden
beri bir erkeğin yakınlığına olan ihtiyacım hele son zamanlarda oldukça
artmıştı. Elbette kocamın babasıyla o anlamda bir yakınlık sözkonusu
değildi ama yine de ona dokunmak ya da onun temasını hissetmek oldukça
hoşuma gidiyordu. Yemeğimizi yiyip ben döşekleri açtıktan sonra
kayınbabam uzun donu ve fanilasıyla ağrıyan sırtını ve bacaklarını ovmam
için döşeğe uzandı. Geceliğimi sofada giydikten sonra derin derin
uyuyan kaynanamın üstünü örtüp, yüzükoyun uzanmış olan kayıbabamın
sırtına çöktüm. Ensesini parmaklarımla gevşetip geniş omuzlarını
kuvvetle sıktığım adamın bir dirhem yağ bulunmayan erkek güzeli vücudunu
bütün gücümle ovalarken, harcadığım yoğun çabadan dolayı boynumdan
memelerime doğru sicak terlerin aktığını hissediyordum. Sırtından
bacaklarına geçtiğimde kayınbabam; ´´ Oyy kurban olduğum kınalım ellerin
dert görmesin nasıl iyi geliyor “ dedikçe ben daha bir coşuyor, adamın
ayaklarından baldırlarına doğru bütün gücümle sıvazlayarak ovup,
ellerimin altında oldukça gevşemiş görünen erkeğin memnuniyetini
artırmaya çalışıyordum. Bir müddet sonra ellerim iyice yorulmuş,
hareketlerim yavaşlayıp artık ovmak değilde neredeyse okşamak gibi bir
hal almıştı. Yorgun adamcağız da hiç sesini çıkarmıyor, neredeyse uyumak
üzereymiş gibi görünüyordu. Son bir defa daha bacaklarını ovalayıp
bitirme niyetiyIe uyuklayan adamın baldırlarını kavradım. Aralık duran
bacaklarının arasına soktuğum parmaklarım aniden sert bir yumruya
dokununca bilinçsiz bir hareketle elime değen nesneyi avucumda sıktım.
Yarı karanlık odada şöyle bir bakıp kasikIarindan bacaginin dizine yakın
böIümüne doğru uzanan, elimin içindeki kalın borumsu seyin ne olduğunu
anladığımda biraz geç olmuştu. Telaşla elimi kaçırıp emin olmak için
tekrar dikkatle baktım. Adamın uzun don paçasından fırIamış, kalın bir
hortuma benzeyen erkeklik organının kocamdan çok iyi bildiğim biçimini
hemen tanırken, bir anda yüzümde hissettiğim ateş basmasıyla birlikte
kayınbabama baktım. Yüzükoyun yattığı yumuşak döşeğe serilmiş olan erkek
uykudaymış gibi muntazam nefes alıp veriyordu. Belki de, adamcagizin
uyku halindeyken biIinci dışında başına gelmiş olan bu durumun tek
farkında olanı bendim. Kocamla en son birlikte olmamızdan bu yana aylar
geçmişti. Tamamen uykuya yattığını sandığım kadınlık duygularım
kayınbabamın dikiImiş erkekliğini görünce aniden canlanmış, gözlerimi
alamadığım diri erkeklik organının tahrik edici görüntüsü kasıklarımı
yangın yerine döndürmeye başlamıştı. Kendime engel olamadığım bir
içgüdüyle bacaklarının arasında çok çekici görünen sert kamışa arada bir
hırsızlama dokunup, hafifçe okşayarak bir müddet daha heyecan içinde
baldırlarını ovmaya devam ettim. Öyle bir an geldi ki rahatlamama neden
olacak bir sonuç almamın imkansız olduğu bu durum hem cinseI açIık
içinde kıvranan bedenime, hem de ruhuma ızdırap vermeye başladı ve
ovmayı bıraktım. Işıkları söndürüp, kasıklarımdaki yakıcı sıcaklıkla
birlikte döşeğime gidip uzanırken, kendimi toparlayabilmek için derin
derin nefesler alıp veriyordum. Öylesine sıcak bir temmuz gecesiydi ki
bedenimin yangını bir yandan, gecenin boğucu sıcağı bir yandan, hayli
bunalmışım. Biraz rahatlarım umuduyla üstümden geceliğimi çıkarıp
atarken kayınbabamın; ´´ Az daha ovsaydın ya kurban olduğum “ diyen
sesiyle irkildim. İtaatkar bir şekilde ve aceleyle; ´´Peki baba “ derken
bir yandan da sütyen külot halimle lambayı açıp geceliğimi buIup
giymemin imkansız olduğu gerçeğiyle kıvranıyordum. Kayınbabam; ´´ Dur
hele ben o döşeğe geleyim“ dedikten sonra bir anda yanımda bitip
döşeğime uzandı. Ne yapacağımı bilmez durumda, karanlığın gizlediği yarı
çıplak halimle adamla aynı döşek üzerinde kalakaldım. İşime devam
etmemi bekleyen kayınbabamın üstüne çıplak bacaklarımla oturmaya cesaret
etmekten çekinip bir an durakIadıktan sonra, kendi uzun donundan benim
çıplaklığımı hissedemeyeceğini umut ederek usuIca oturdum. Ancak erkeğin
muntazam biçimli sert ve yuvarlak kalçaları tam kadınlığımın ince bir
külot parçasıyla örtüldüğü zevke duyarlı yerlerine baskı yapıyor, bu
uyarıcı temas beni ister istemez oturduğum yere sürtünmeye zorluyordu.
Artık adamı ovuyormuydum yoksa aldığım günah dolu hazzı artırmaya mı
uğraşıyordum doğrusu hiç bilincinde değildim. Biraz sonra kayınbabam; ´´
Döneyimde biraz da öyle ov“ deyince, kendimi dönmesine fırsat verecek
kadar, hafifçe yukarı kaldırdım. Sırtüstü döndüğünde karanlığa rağmen
çıplaklığımı farkedebileceği endişesinin yarattığı gerginlik içinde,
tekrar bacaklarına oturup göğüs kaslarını ovmaya devam ettim. Ancak bu
defa biraz önce beni şehvet krizine sokan dipdiri erkeklik organının
varlığını farkedemeyişim, az önce yaşananların erkeğin uyku sırasında
istem dışı olarak başına gelmiş bir durum olduğu hakkındaki kanımı
güçlendirmeye başlamıştı. Omuzlarına erişebilmek için bacaklarından
kalkıp karnına doğru ağırlığımı vermeden oturayım dedim, demez olaydım.
Adamın alttan yukarı doğru dikilip göbeğine yapıştığı için o ana kadar
karanlıkta farkedemediğim, neredeyse iri bir patlıcanı andıran erkeklik
organının sert ve şişkin gövdesi tam hassas kadınlığımın girişine
dayanınca elektrik çarpmış gibi bütün vücudum titredi. Altımdaki erkeğin
pencereden giren bulutlu havanın zayıflattığı ayışığıyla aydınlanan
yüzüne acele bir bakış atarken, gözlerinin kapalı olduğunu gördükten
sonra dikkatimi altımdaki ayartıcı uzva çevirdim. Karnına yapışmış halde
en az on santim donundan dışarı çıkmış olan kalın erkekliğin iri başı,
tam o anda canIanan ayışığının yansımasıyla pırıl pırıl parlıyor, şişkin
görüntüsü adeta dokunsam patlayacakmış hissini veriyordu. Yaşadığımız
bu sürpriz aykırılığın devam etmesinin dayanılmaz çekiciliğiyle dibinden
usuIca kavrayıp harika dokusunu eIIerimde hissettikten sonra istifimi
bozmadan kayınbabamın karnına yapışık duran kamışının üstüne oturdum.
Eğilip omuzlarını ovaladığım adamın kendini belli belirsiz bir şekilde
bana doğru bastırdığını hissedebiliyordum. Aç kadınlığımı altımdaki
muhteşem kabarıklığa bastırarak alev alev yanan zevk deliğimden sızıp
külodumun ağ kısmını cıvıklaştıran kaygan ıslaklığı erkeğin iyice dışarı
fırlayan organının baş kısmına bulaştırdım. Artık altımdaki erkeğin
uyumadığına, son yarım saattir yaşadığımız aykırılığın başından beri
benimle suç ortaklığı yaptığına emin olarak, kocamın babası yani
kayınbabamla yaşadığım sessiz günahın tadını çıkarabilirdim. Kalın
kamışının gövdesini cinsel açlık içinde kızışan kadınlık organımla
ezdiğim erkek, kendini mütemadiyen hafif hafif yukarı kaldırıyor, ben de
onun bastırmalarına kalçalarımı oynatarak cevap veriyordum. Artık
dayanacak halim kalmamıştı. Hafifçe üstüne uzanır gibi bir pozisyon
alırken külodumu çıkarıp attım. Elimle başından tuttuğum kalın organı
kızgınlıkla ıslanıp kayganlaşan deliğime yerleştirip aldığım zevkle
inlememek için kendimi zor tutarken, kalın aşk mızrağını iri koçlarının
temasını hissedene kadar içime soktum. Kalçalarımı ahenkle çevirip yavaş
hareketlerle inip kalkmaya bir müddet devam ettikten sonra boşalacağımı
hissederek hareketlerimi hızlandırdım. Az sonra beynimde volkanlar
patlamaya, gözlerimin önünde yıldırımlar çakmaya başlamıştı. Sütyenimden
fırlayan sağ mememi altımdaki erkeğin yarı açık ağzına bastırırken,
kendimden geçmiş durumda tırnaklarımı sıkı sıkı sarıldığım adamın
sırtına geçiriyordum. Aylardır cinsel doyuma hasret kalan bedenim
dakikalar boyu zevkle kasılmaya devam etti. Saatler sürmüş gibi gelen
uzun bir zevk sarhoşluğundan sonra kendime geldiğimde altımdaki zina
ettiğim erkeğin hareketsizliğinin farkına varınca hala uyuyor gibi
görünmeye çalıştığını anladım. Sanıyorum kayınbabam büyük günahımızla
açıkça yüzleşebilmeye henüz hazır değildi. Ben de şimdilik
yaşadıklarımızın hiç yaşanmamış gibi kalmasının ikimiz için de daha iyi
olduğunu düşünüyordum. Hala, zevkle sızlayan deliğimde duran kalın
organının heyecanlı bir yürek gibi attığını hissedebiliyordum. Demir
gibi sertliğini kaybetmemiş olmasından dolayı henüz boşalmadığını
sanmama rağmen, üstünden kalktığımda içimden sızan bereketli dölleri
bacaklarımdan sızdığında bu adamın tam bir aygır olduğunu düşünmeye
başlamıştım. Uyuyan, ya da uyur gibi görünen kayınbabamın iri kamışını
külodumla sildikten sonra diğer döşeğin üstüne büyük bir rehavetle
serilerek doygun bedenimi aylardır özlemini çektiğim tatlı bir uykuya
teslim ettim.
Ertesi gün birlikte tarlada çalışıyorduk. Bir ara ben yorgunluktan
tutulan belimi tutup, şöyle bir geriye doğru gerinince kayınbabam; ´´
Yoruldunmu kınalım? Sen meraklanma bu akşamda ben seni güzelce bir
ovarım“dediğinde duyduğum heyecandan bir an nefesim kesildi. Nutkum
tutulmuş bir şekilde saf saf; ´´ Zahmet olmasın baba“ diyebildim.
Doğrusu dün geceki hırsızlama düzüşmeyi saymazsak o güne kadar kocamdan
başka hiçbir erkek eli bedenime değmemişti. Bundan sonraki ilişkimizin
farklı olacağına dair, dün yaşadıklarımıza hakkında aramızda hiçbir
imalı söz geçmemiş ve sanki dün başımızdan geçenler benim tek başıma
yaşadığım bir rüyaymışcasına herşey esk**en olduğu gibi devam ediyordu.
En azından bugün için…
Gece olduğunda, kayınbabamın duyarlı ellerinin okşamayı andıran tahrik
edici temaslarına, dokunulmaya hasret kalan bedenimin engel olamadığım
zevk titremeleriyle cevap vermesi üzerine herşey değişti. Sıyrılan
geceliğimle birlikte ortaya çıkardığı çıplak bacaklarımın kalçalarımla
birleştiği yere ata biner gibi oturmuş olan kayınbabam güçlü elleriyle
sırtımı ve belimi yumuşak hareketlerle sıkıyor, arada sırada ellerini
göğsüme doğru uzatıp dolgun memelerimin yanlarını okşar gibi yaptıktan
sonra çekiyordu. Adamın sertleşen iri kamışının kalçalarımda hissettiğim
baskısı zevkle mayışmama neden olurken bir an önce içime girmesi
arzusuyla kıvranmakta, bilhassa memelerime dokunduğunda aldığım zevkten
dolayı ağzımdan hafif iniltilerin çıkmasına engel olmada başarısız
kalmaktaydım. Belime toplanan geceliğimin işini zorlaştırdığını söyleyen
kayınbabam soyunursam daha rahat edeceğimizi söyleyince bunun ne anlama
geldiğinin farkındalığıyla itiraz etmeden, hatta aceleci bir hevesle
başımdan sıyırdığım geceliği kenara attım. Sütyenimin kopçalarını da
bana sormaksızın kendisi çözen adam, şimdi ellerini alenen göğüslerime
doğru uzatıp, avuçlarına aldığı memelerimi yoğurup, uyarılmış meme
başlarımı parmaklarının arasında sıkıyor
buna karşıIık ben aldığım zevkle kıvrım kıvrım kıvranıyordum. Bir an
ayağa kalkan erkek tekrar üstüme çöktüğünde, önündeki sert organının
yakıcı sıcaklığını aniden bacak aramda hissettim. Aydınlık odada hemen
yanıbaşımızda yatan kaynanamın yanında kayınbabamla düzüşmek üzere
olmak, bana o güne kadar sevişmekten aldığım zevkin çok ötesinde yoğun
heyecanlar yaşatmaktaydı. Soluklarının sıklaştığını hissettiğim adam
kalçalarımı okşarken ani bir hareketle külodumu bacaklarımdan çekip
çıkartarak kalın organını kadınlığımın kayganlaşan girişine dayadı.
İçimi zevkle kavuran sertlikte bir zorIamanın ardından sert organı
yavaşça içimde yol aldıktan sonra iri koçlarının bacak arama dayandığını
hissettim. Belimden tutup beni dizlerimin üstünde domaltan erkeğe
kaIçaIarımı havaya dikerek uysaIca itaat ettim. Muhteşem erkekIiğini
ihtiyaç içindeki yarığımın girişine dayadığında zevkle kapattığım
gözlerimi bir an için açtığımda az ötemizdeki divanda uyuduğunu sandığım
kaynanamla göz gözeydik. Konuşma ve hareket etme yetisini kaybetmiş
olan kadın meraklı bakışlarla bizi izliyor ama hiçde suçluyormuş gibi
görünmüyordu. Duyduğum aşırı şehvet hissiyle karışan utanç duyguları
içinde kaynanamla bakışırken arkamdaki adamın sertçe içime giriş
çıkışlarına dayanamayarak ağzımdan çıkmasına engel olamadığım bir
çığlıkla birlikte boşalmaya başladım. Uzun süren sarsılmalarım tükenip
kapattığım gözlerimi tekrar açtığımda kaynanamın yeniden uykuya dalmış
olduğunu gördüğümde bu güne kadar ona ait olanın bundan böyle benim
olduğunun onun tarafından da onaylandığını duygusuyIa rahatladım. Artık
kayınbabam benim erkeğim, ben de onun kadını olmuştum. Herşeye rağmen bu
ilişkimiz hasta kaynanam hariç diğer tüm gözlerden uzak yaşanmaya
mahkumdu. Gece oldumu, kaynanamın uyumasını bile beklemeden, hatta
gördüklerine ve duyduklarına herhangi bir tepki vermekten uzak kadının
gözleri önünde büyük bir açlık ve şehvetle birbirimizin kollarına
atılıyor, saatlerce doya doya düzüşüyorduk. Birlikte yatmaya başlayalı
üç dört ay olmuştu ki hamile kaldığımı farkettim. Aynı günlerde bir
sabah kaynanam yatağında son nefesini verdi. Cenazeden sonra tamamen
başbaşa kaldığım yeni erkeğimle öylesine tutkulu bir beraberliğimiz
vardı ki, bu saatten sonra birbirimizden vazgeçebilmemiz mümkün değildi.
O´ da ben de karnımdaki bebeği istiyorduk. Köy yerinde kocası hapisteki
avradın gebe kalmasını ahalinin hemen nasıl yorumlayacağını
bildiğimizden, benim rahmetli anam babamdan kalma tarlaları ve
kayınbabamın, yani yeni erkeğim Hüsnü´nün malını mülkünü kasabadaki bir
simsarın aracılığıyla iyi fiyatlarla satıp İstanbula göçerek yeni bir
hayata başladık. Kocamdan, o cezaevindeyken boşanmak için mahkemeye
başvurdum. Ancak hapiste yine bir kavgaya karışan benim talihsiz eski
erkeğimin bu defa kendisi bıçaklanıp aşırı kan kaybından dolayı can
verdiğini öğrendiğimizde içimiz yandı. Bir süre bu acı olayın etkisi
altında tadımız kaçtı ama ikinci çocuğumuzun doğumundan sonra evimiz
yine eskisi gibi şenlendi. resmi nikah yapıp evlendiğim kayınbabam
köydeki babasından kalan büyük arazileri de sattıktan sonra öyle büyük
bir para elimize geçti ki, taparcasına sevdiğim erkeğimin bir daha hiç
bir zaman çalışmasına gerek kalmadı.
Çocukları okul servisine bindireli yarım saat kadar olmuştu. Ben sizlere
uzun zamandır yazmayı düşündüğüm anılarımla ilgili bu satırları güneşli
bir havada, açık pencerenin pervazına yaslanmış durumda kaleme almayı
sonlandırırken aynı anda yan dairede oturan güzel komşum Aysel´le camdan
cama laflıyor, arkamdaki perdenin arkasında kalçalarımı okşayan ` `eski
kayınbabam` şimdiki kocam ise beni düzmek için hazırIanıyordu

Bir önceki hikayemiz olan nur u götten fena becerdim başlıklı hikayemizi de okumanızı tavsiye ederiz.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


YUKARI